top of page

Kusursuzluğun Sonu, Kusurun Başlangıcı

  • Yazarın fotoğrafı: Emre YILDIRIM
    Emre YILDIRIM
  • 3 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 gün önce


Bence geleceğin estetiği, kusursuzluk ve pürüzsüzlüğün değil.


Uzun bir süredir mimarlıkta hatta genel olarak tasarımda aynı görüntüyü dolaşıma sokuyoruz: temiz çizgiler, kusursuz yüzeyler, simetrik kompozisyonlar, hatasız renderlar. Yapay zekâ bu dili daha da hızlandırdı. Artık pürüzsüzlük üretmek zahmetsiz. Bir komutla “mükemmel” olanı elde edebiliyoruz. Işık doğru, oranlar dengeli, yüzeyler steril. Hata yok. Tereddüt yok. İz yok.


Ve tam da bu yüzden, o estetik hızla değersizleşiyor.


Çünkü kusursuzluk artık nadir değil; varsayılan.




Kusur artık teknik bir sorun değil



Bir zamanlar kusur, çözülmesi gereken bir problemdi. Yanlış oran, eksik detay, hatalı birleşim… Mimarın ustalığı, bu kusurları minimize edebilme becerisiyle ölçülürdü. Bugün ise yapay zekâ, bu teknik kusurların büyük bölümünü daha tasarım aşamasında siliyor.


Ama geriye başka bir tür eksiklik kalıyor: anlam eksikliği.


Pürüzsüz yüzeyler, hiçbir şey anlatmıyor. Hatasız kütleler, hiçbir şey saklamıyor. Ve saklamayan şeyler, hatırlanmıyor.




İnsan zihni kusurla bağ kurar



Psikolojik olarak insan zihni, kusursuz olana değil; sapmaya odaklanır. Çizgideki küçük kırılma, duvardaki iz, zemindeki aşınma… Bunlar “hata” değil; hafıza noktalarıdır. Zamanın, kullanımın ve insanın mekâna bıraktığı izlerdir.


Kusursuz bir mekânda insan misafirdir.

Kusurlu bir mekânda ise ortaktır.


Bu yüzden eski binaları “sıcak”, yeni ve pürüzsüz olanları “soğuk” buluruz. Sorun malzemede değil; izlerin silinmiş olmasındadır.




Yapay zekâ çağında estetik, zorlukla ölçülecek



Bir şeyin değerini, onu üretmenin zorluğu belirler. Bugün kusursuz bir cephe, düzgün bir plan, dengeli bir kütle üretmek zor değil. Yapay zekâ bunu saniyeler içinde yapabiliyor. O halde estetik değerin yön değiştirmesi kaçınılmaz.


Geleceğin estetiği şuraya kayıyor:


  • Kolayca üretilemeyen

  • Tekrar edilemeyen

  • Öğretilemeyen

  • Simüle edilemeyen



Yani kusurlu olana.


Bir duvarın bilinçli olarak tam bitirilmemesi, bir planın mutlak simetriyi reddetmesi, bir yapının kullanıcı tarafından dönüştürülmesine izin vermesi… Bunlar artık zayıflık değil; direnç biçimleri.




Mimarlık yeniden “tamamlanmamış” olmayı öğrenmek zorunda



Modern mimarlık uzun süredir şunu hedefledi: tamamlanmışlık. Yapı bittiğinde, her şey yerli yerinde olsun. Kullanıcı sadece kullansın.


Ama gerçek hayat böyle işlemiyor. İnsan mekânı bozar. Değiştirir. Ekler. Yıpratır. Ve mimarlık, bu gerçeği ne kadar reddederse, o kadar hızlı eskir.


Yapay zekâ çağında değerli olan mimarlık, kendini bitmiş gibi sunmayan mimarlık olacak. Kullanıcının müdahalesine alan açan, kontrolü gevşeten, hatta hataya izin veren mimarlık.


Kusur burada estetik bir tercih değil; etik bir tutumdur.



Geleceğin mimarı neyi tasarlayacak?



Belki de geleceğin mimarı artık “en doğru çözümü” değil, en yaşanabilir belirsizliği tasarlayacak. Her ihtimali önceden hesaplayan değil; bazı ihtimalleri bilerek boşta bırakan biri olacak.


Yapay zekâ kusursuzluğu çoğaltırken, mimarın rolü şuna dönüşüyor:


  • Ne eksik kalmalı?

  • Nerede pürüz olmalı?

  • Hangi kontrol bilinçli olarak bırakılmalı?



Bu sorular, yeni estetiğin temelini oluşturuyor.




Sonunda şuna inanıyorum



Kusursuz olan artık kolay.

Pürüzsüz olan artık sıradan.

Hatasız olan artık anonim.


Geleceğin estetiği;

tereddüt eden,

iz taşıyan,

tamamlanmamış görünen

ve bu yüzden insan kalan olanda.


Belki de mimarlık, yapay zekâ çağında ilk kez şunu kabul etmek zorunda kalacak:


Güzel olan, düzgün olan değil.

Güzel olan, yaşanmış olandır.


Emre Yıldırım 11 Aralık 2025

 
 

görüşlerini benimle paylaş.

© 2026 by Mutsuz Uyanan Adam. Powered and secured by LEEBOARD

bottom of page