Apple Artık Steve Jobs’un Apple’ı Değil
- Emre YILDIRIM
- 4 saat önce
- 2 dakikada okunur

Apple’ın yapay zekâ destekli Siri için Google’ın Gemini modeliyle iş birliği yapacağını açıklaması, ilk bakışta teknik bir ortaklık gibi görünüyor. Oysa bu karar, Apple’ın son on yılda geçirdiği zihinsel dönüşümün belki de en açık ifadesi. Çünkü bu hamle, Apple’ın artık geleceği icat etmeye çalışan bir şirketten çok, elindeki düzeni korumaya çalışan bir kuruma dönüştüğünü söylüyor.
Steve Jobs dönemindeki Apple teknoloji üretmiyordu; insan davranışını yeniden tasarlıyordu. iPhone bir telefon değildi, App Store bir yazılım mağazası değildi, iPad bir tablet değildi. Bunların her biri, insanların teknolojiyle kurduğu ilişkiyi kökten değiştiren kırılma anlarıydı. Jobs’un sorduğu soru basitti ama derindi: “Bu teknoloji insanların hayatında neyi farklı yapacak?” Bugünkü Apple’ın sorusu ise çok daha temkinli: “Bunu yaparsak mevcut düzen zarar görür mü?”
Bu fark, Apple’ın neden artık devrimci değil, evrimci göründüğünü açıklıyor. Bugün Apple trilyon dolarlık bir şirket. Yüz milyonlarca kullanıcıya, devasa bir tedarik zincirine, regülasyon baskısına ve yatırımcı beklentilerine sahip. Bu ölçekte bir yapının radikal riskler alması kolay değil. Yapay zekâ gibi yıkıcı bir alanda “ilk olmak”, artık cesaret değil, tehlike olarak okunuyor. Apple bu yüzden öncü olmayı değil, geç ama kontrollü girmeyi tercih ediyor.
Siri’nin yıllardır geride kalmasının nedeni de teknik yetersizlikten çok felsefi bir çatışma. Apple gizliliği merkezine koyan bir şirket. Büyük yapay zekâ modelleri ise veriyle büyüyor. Apple “kullanıcı verisi dokunulmazdır” derken, yapay zekâ “veri olmadan öğrenemem” diyor. Bu çatışma Siri’yi kontrollü, dar ve bağlamdan kopuk bir noktaya sıkıştırdı. Rakipler daha serbest bir alanda hızla ilerlerken Apple kendi koyduğu sınırların içinde kaldı.
Gemini ile yapılan anlaşma bu sıkışmanın kabulü aslında. Apple burada şunu söylüyor: Yapay zekâ artık yardımcı bir özellik değil, çekirdek teknoloji. Ve bu çekirdeği sıfırdan, rekabetçi bir seviyede inşa edecek zamanım ve risk iştahım yok. Bunun yerine altyapıyı başkasından alıp deneyimi, arayüzü ve donanımı kendi ustalığıyla paketlemeyi seçiyor. Apple’ın yıllardır iyi bildiği oyun bu. Fakat bu kez oyun alanı çok daha büyük ve çok daha hızlı.
Apple’ın sürekli “mevcudu koruyan” bir refleksle hareket etmesinin temel nedeni hâlâ iPhone. iPhone, Apple’ın ana gelir motoru ve ekosistemin merkezi. Gerçekten çok akıllı, çok yetkin bir yapay zekâ asistanı, bu merkeziliği bile tehdit edebilir. Bu yüzden Apple yapay zekâyı yavaş açıyor, kontrollü sunuyor ve sistemin dışına taşmasına izin vermiyor. Yapay zekâ Apple için bir sıçrama aracı değil, bir denge unsuru.
Bu yaklaşım kötü mü? Hayır. Ama anlamı net. Apple artık öncü değil. Devrimci değil. Risk alan değil. Apple artık kusursuz uygulayıcı, güçlü paketleyici ve ekosistem koruyucusu. Steve Jobs dönemindeki yaratıcı kaos, yerini kurumsal istikrara bırakmış durumda.
Asıl soru şu: Apple bu yapay zekâ çağında kendini yeniden tanımlayabilecek mi, yoksa sadece ayakta kalmayı mı seçecek? Gemini gibi modelleri arka planda sessizce çalıştırmak yetmeyecek. Apple’ın yeniden anlamlı bir sıçrama yapabilmesi için, bu teknolojilerin üzerine gerçekten yeni bir insan–makine ilişkisi koyması gerekiyor.
Apple artık geleceği icat etmiyor olabilir. Ama hâlâ onu nasıl yaşayacağımızı belirleme şansı var.
Mesele şu: Bu şansı kullanacak cesaret kaldı mı?
Emre Yıldırım 23 Ocak 2026




